
"ben hala ölürüm
plastik çiçekli gizli bahçemde
sessizlikten kaçar
siğinirim yorgunluğun koynuna
ben hala ararim
bilinmeyenin ulaşilmaz balini
kaçarim kalabaliktan
yalnizliktan
dostumuz ölümden...
apansiz uyanir
düşlerin tek güzel yerinde
ararim tadini
eve dönmenin
yolu bilmenin"
sabahtan beri aklıma takılan şarkıyı paylaşmak istedim sevgili fuller;
hayat ne garip elinde ne yoksa onu istiyo insan. bi türlü doyma bilmiyo saçmalayarak dev kafalara girebiliyo.
yalan olmak insanın doğasında var yani,yaşanan gün yok, yaşadığın an, aldığın nefes var sadece
ne yani böyle yaşayıp yaşlanalım mı
bütün fotoğrafları silelim, anları unutalım. peki.
dün adaptation die bi film izledim ki geç kalmışım izlemek için kabul, ana sonuç şu : herkes sevdiğinin peşinde onu sevenin diil. tutkusuz yitip giden yaşamlar, zamanlar kafamı kurcaladı.
neydi yani tutku?
bi orkideyi hasta derecede seviyodu adam, peşindeydi herşeye karşın.
düşündüm ve bişey bulamadım. y o k tu. tutku sanki hiç olmadı.
tutku olmayınca eksik bişeyler, kendini engelleyince kontrol altında tutmaya çalışınca belki.. bilemiyorum dostlar. insan kendinden korktuğu için mi bağlanmaktan kaçar yoksa bağlandığı şeyin terketmesinden korktuğu için mi. belki de bağlandı ve kabul etmemeye diretti.
o diil de;
saf huzur olsa biyerlerde gidip satın alırım herşeyimi verip. o derce.
pilastik çiçekli gizli bahçemi kaybetmişim de neyse ki umudum var.
1 yorum:
çok güzel yazmışsın.
Yorum Gönder