1 Ağustos 2007 Çarşamba

Polatlı Yolu 55.km

En iyisi bişeyler yazmak. Başka türlü zaman ilerlemiyor çünkü... Aslında en güzeli volta atmaktır ama yasakmış demin sordum.
Sabah 8'de geldim buraya. Uzun bir süredir gelmediğim için ilk 1-2 saat insanların şarjlarını evelemelerini gevelemelerini çektim. Halbuki ne ben onların bir işine yarıyorum ne de onlar benim.Asalak bile değiliz, birbirimizden faydalanabileceğimiz hiçbir alan yok. Eee peki o zaman bu '' Ooo,nassın yaa,nerelerdeydin görünmüyon epeydir? '' tripleri ne?! Aaa tabi yaa, onlar da bnm gibi bıkmışlar burdan. Tiksiniolar,bir fırsatını bulup kaçmaya çalışıyolar,ama küçük dünyalarında bu fırsatı yaratacak yer yok. Polatlı yolu 55.km, hiçler diyarına hoşgeldiniz...

Öğle yemeği için çalan zil inanılmaz, her çalışında The Simpsons'ın müziği gircek sanıyorum. Girmeyince de içimden kendim mırıldanıyorum.Korkuyorum aslında, bi anda sesli söylemeye başlasam, arkamda sıcakla cebelleşen 2 mühendis ne tepki verir acaba?
- Çok iyiydi evlat artık gelmene gerek yok.
- Hadi yaa!!..
O günden sonra bu genç Simpsons ve Light Cola içmek dışında başka bir aktivite yapmaz,söz veriyorum.

Hee bu arada neden öğle yemekleri enerji vereceğine uyku getirir.Bence öğle yemeklerine Red Bull da eklenmeli, hatta kimyasallar da.Düşünsenize öğleden sonra vinçler çalışmıyo, haydi breee!! (hoop çanakkaleee....maraş deil)
Saat 1.30-4.00 arası.Çekilmesi en imkansız vakit.Odada duruyorum; çok sıcak,yapcak bişi yok,arkamda sıcakla cebelleşen 2 mühendis var. Geziniyim diyorum; bok gibi makina sesleri(Half Life), şarj bakışlar atan işçiler. Fabrikanın sonundaki mini hayvanat bahçesine uğruyorum(ki hala anlayabilmiş değilim ne alaka olduğunu) orada da köpekler istemio beni! Tuvalete gitsem? Ulan tuvalette insan max. kaç dakka harcar,15-20? Hadi 30 yapalım,sormazlar mı adama ne yabıon die. Ayrıca hemen belirtiyim tuvaletin dört bir yanı kapalı ve örümcekler tarafından kurtarılmış bölgeler ilan edilmiş.
- Merhaba abi, ne istersin, şeker verelim mi?
- Yok, biz çay istiyoruz.
- ?!
- Ya bi git ya örümcekten adam mı olur.
- Eee gelmeseydin o zaman.
- Basgit!
- Sen basgit.Biz buraların çocuğuyuz. Havasız ve bok kokulu tuvalet alemi serttir deliğanlı!!

Güvenliğin yanına mı gitsem? Onu da son 1 saate saklıyorum, makinadan kolayı kap,sigarayı da al git muhabbetin dibine vur. Böylece 4-5 arası extra bunalımdan kurtuull. Bir nevi happy hour olayı.
Güvenlikçiler çok yüce insanlardır.Sıkıntı nedir bilmezler, daha doğrusu sıkıntıyı severler, ondan zevk alırlar. Mesela Ichy The Killer'daki sarışın bok ağızlı herif, o da bir güvenlikçidir. Ayrıca güvenlikçilerin inanılmaz mazileri,mangal gibi de yürekleri vardır. Mesela biri bu işinden önce doğuda 5 sene komando olarak görev yapmış hatta kurşun yemişdir. Bir diğeri ise Kürtçüdür, cep telefonunda Kürtçe dil desteği veya sözlük bulabilirsiniz. Vardiya değiş-tokuşu olur aralarında...
Bazıları da deneyseldir. Belki de uzun süre sessiz sakin bir ortamda yalnız kalmanın da etkisiyle ( mesela şu anki ben ) uçarlar...'' Ben eskiden mankendim. S.....diğim manken kalmadı benim.'' ''Köyde beni herkes tanır.Tır çekerim ben tek başıma'' '' Tanju Çolak var ya!!.....Ona ben öğrettim topu!!''

Offffffff...Amma darladım ama di mi?!Şimdi en heyecanlı andayız,saate bakıyorum(allahım ne olur 4 olsun).....OLEEEYYY 15.51 (hoop Maraşşş)

Çölden sevgilerle...

Hiç yorum yok: